|
Şemmas Pir Yatırı Şemmas Pir'in türbesi Divriği'ye 42 km. uzaklıktaki Duruköy (Türk Arage)'de dir. Şemmas Pir, hem Hüseyin Gazi'ye, hem de Seyit Baba'ya yardım eden ulu bir zattır. Şemmas Pir, kılıç zoruyla değil, gördüğü rüyanın etkisinde kalarak Müslüman olmuştur. Şemmas Pir'in Divriği Duruköy'deki türbesinin dışında Çorum'un Alaca ilçesi Balıklı Havuz mevkiinde, Sivas'ın Kangal ilçesi Bulak köyünde, Aksaray iline bağlı Mamasun köyünde, Kayseri'nin Bünyan ilçesinde de türbe ve mezarları bulunmaktadır. Divriği Duruköy'deki Şemmas Pir yatırı hem Müslamanlarca hem de, Hıristiyanlarca ziyaret edilmektedir. Buraya daha çok Ruh ve sinir hastaları getirilmektedir. Birden bire delirenler, saralılar, sık sık bayılanlar, felçliler, ruhi bunalım geçirenler Şemmas Pir yatırına getirilmektedir. Rahmetli, İhsan Hınçer, bir araştırmasında Divriği'deki Şemmas Pir yatırından şifa bulan bir hastanın hikayesini şöyle anlatır : "...Yine bundan yüzyıl kadar önce (1876), bir Fransız ailesi konuşmayan çocuklarını yanlarına alarak Paris'ten İstanbul'a gelmiş. Fransız Konsolosluğu'nda görevli bir Eğinli kavas, çocuğun duyduğu halde konuşamadığını görünce çok üzülmüş. Divriği'ye bağlı Gemhu (Akpelit) köyü yakınındaki Arege (Şemmas Pir) yatırını ziyaret eden kimselerin konuşmayan çocuklarının bülbül gibi konuştuklarını salık vermiş. Bunun üzerine Fransız aile umuda kapılmış; deniz yoluyla Samsun'a oradan da yaylı arabayla Amasya, Tokat, Sivas derken Divriği'ye gelmişler. Arage (Duruköy)'ye doğru çıkmaya başlamışlar. Bu sırada gece olmuş. Katır ve at sırtında, dağlar ve kayalar arasından karanlıklar içinde zorluk ve meşakkatle ilerleyen aile, konuşmayan Fransız çocuğun babasına seslendiğini, kendi diliyle "Baba, karşıdan bir ışık göründü," dediğine, dili çözülerek konuşmaya başladığına şahit olmuşlar. Bunu bütün yöre halkı örnekleriyle anlatır. Halk Söylencesi ; Çok ilginç bir olayda Osmanlılar döneminde yaşanmıştır. Köylülerin atalarından duyup anlattıklarına göre "Hıristiyan teba ile Türkler arasında Şemmas pir yatırı yüzünden anlaşmazlık çıkar. Hıristiyan teba, Şemmas Pir'in kendilerine ait bir aziz olduğunu ileri sürerken, Müslümanlar da Müslümanlığı kabul etmiş bir veli olduğunu ileri sürerler. Bu anlaşmazlık yıllarca sürüp gider. Daha sonra konuyu Sivas'a oradan da İstanbul'a ulaştırırlar. Arage köyüne hem Müslümanlardan hem Hıristiyanlardan oluşan bir heyet gelir. Bunların huzurunda mezar yeri açılır. Açılan mezardan Şemmas Pir'in çürümemiş, İslami esaslara göre defnedilmiş cesedi çıkar. Mezarı tekrar kapatırlar. Bunu gören Müslümanlar bir şükran ifadesi olarak tekbir getirirler. Köylülerden birisi türbenin damına çıkarak ezan okur. Hep birlikte şükür namazı kılarlar. (Salih Kara, Arage 1937) Divriği ilçesindeki en önemli adak yerlerinden birisi de Şemmas Pir Yatın'dır. Battal-nâmelerdeki destan kahramanları içinde Şemmas Pir'in önemli bir yeri vardır. Çünkü, Şemmas Pir, hem Hüseyin Gazi'ye, hem de O'nun oğlu Battal Gazi'ye yardım eden bir veli'dir. Şemmas Pir'in türbesi Duruköy (Arege)'de bulunmaktadır. Duruköy, Divriği ilçesine 42 km. uzaklıktadır.- Adak yeri köyün üst başındaki meyilli bir tepenin yamacında yer alır. Toprak malzemeyle yapılmış olan türbe; mescit, kiler ve ocak olmak üzere üç bölümden meydana gelmiştir. Şemmas Pir'in, mescit olarak kullanılan bölümde yattığına inanılır. Bu yüzden türbe içerisinde kabir yeri yoktur. Türbeye getirilen hastalar mescit/namazlık bölümüne yatırılır. Şemmas Pir'in Divriği'den başka Çorum-Alaca, Niğde-Aksaray, Kayseri-Bünyan ilçelerinde de türbe ve makamları bulunmaktadır. Şemmas Pir, herşeyden önce bir destan kahramanıdır. O'nun destani kişiliği Battal-nâmeler'de yer alır. Şemmas Pir, diğer destan kahramanları Hüseyin Gazi, Battal Gazi, Abdülvehhap Gazi ve Ahmet Turan Gazi ile birlikte anılır. Menkıbelere göre Şemmas Pir, görünüşte bir Hıristiyan Azizi, fakat aslında Müslümanlığı kabul etmiş bir Veli'dir. Malatya'daki İslam birliğinin komutanı Hüseyin Gazi'ye gizlice yardım eden, ona taktik veren bir pir'dir. Hüseyin Gazi, Divriği Iğımbat Dağı eteklerinde şehit düşünce oğlu Cafer Gazi (Battal Gazi) babasının öcünü almak için Malatya'dan yola çıkar. Divriği'yi, Arapkir üzerinden Malatya'ya bağlayan yol üzerindeki Arege (Duruköy)’ye uğrar. O'nu bir ruhban karşılar, yer altındaki mescidine götürür. Cafer Gazi'yi ağırlar. Adının Şemmas Pir olduğunu,Hüseyin Gazi'ye yardım ettiğini, gizli din taşıdığını söyler. Kuran-ı Kerimden ayetler okur. Birlikte namaz kılarlar. Sabah namazından sonra Cafer Gazi atına binerek Şemmas Pir'in yanından ayrılır. Battal Gazi, daha sonraki zamanlarda Rum diyarına ait bilgileri Şemmas Pirden alır. Şemmas'in Battal Gazi ile olan ilişkisini İslam kuvvetleri de bilmemektedir. Bu ilişki, destanın sonuna kadar bir sır halinde sürüp gider. Düşman muhitinde Şemmas Pir'in deyr'i (manastır), Battal Gazi için hem sığınılacak bir yer, hem de düşündüklerini planladığı bir mekândır. Destan'ın sonlarında Şemmas Pir, Ukbe Kadı tarafından ihanete uğrar. Ukbe Kadı, Müslümanların çok güvendiği bir din adamıdır. Fakat gizli din taşımaktadır Kimse onun Hıristiyan olduğunu bilmez. Ukbe Kadı, Şemmas Pir'e Müslüman olduğu için kin beslemektedir. Şemmas Pir'den öç almak için fırsat kolla'. Bir savaş sırasında Şemmas Pir'i Rum komutanlara ihbar eder. Onlar da Şemmas Pir'i zindana atarlar. Şemmas Pir, Battal Gazi'ye bir mektup yazarak Ukbe Kadı'nın ihanetine uğradığını, zindana atıldığını ve kendisinin zindandan kurtarılmasını ister. Battal Gazi, Şemmas Pir'i zindandan kurtarır. Üzerindeki keşiş elbiselerini çıkartarak kendisine ipekten bir elbise giydirir. Şemmas Pir'in Arege (Duruköy)'deki Manastırı cami haline.getirilir. Ezan okunup namaz kılınır. Ukbe Lain'in ihanetine uğrayan Şemmas Pir, zindandan çıktıktan sonra fazla yaşamaz ve bir hafta sonra da ölür. Kendisini oraya defnederler, Battal Gazi ve diğer gaziler Arege'den ayrılıp Malatya'ya dönerler. İnanışlar ve Uygulamalar: Divriği'deki Şemmas Pir Yatırı hem Müslümanlarca, hem de Hıristiyanlarca ziyaret edilmektedir. Her yıl Duruköy (Arege)'e yüzlerce ruh ve sinir hastası gelmektedir. Türbeye gelip de şifa bulan hastaların hikayeleri hem köylülerce, hem de hasta sahiplerince anlatılmaktadır. Bunlardan en ilginç olanını özetleyerek anlatmak istiyorum. İhsan Hınçer, bir araştırmasında Şemmas Pir Yatırından şifa bulan bir hastanın hikâyesini şöyle anlatır: "... Yine bundan yüz yıl kadar önce (1876), bir Fransız ailesi konuşmayan tad (duyduğu halde konuşmayan) çocuklarını yanlarına alarak Paris'ten İstanbul'a gelmiş. Fransız Konsolosluğumda görevli bir Eğin (Kemaliye)'ii kavas , çocuğun duyduğu halde konuşmadığını görünce çok üzülmüş. Divriği'ye bağlı Areğe Yatırı (Şemmas Pir Yatarı)'nı ziyaret eden kişilerin konuşmayan çocuklarının bülbül gibi konuştuklarını sağlık vermiş. Bunun üzerine Fransız aile umuda kapılmış, deniz yoluyla Samsun'a, oradan da yaylı araba ile Amasya, Tokat, Sivas derken Divriği'ye gelmişler. Areğe'ye doğru çıkmaya başlamışlar. Bu sırada gece olmuş. Katır ve at sırtında, dağlar ve kayalar arasından karanlıklar içinde zorluk ve meşakkatle ilerleyen aile, konuşmayan Fransız çocuğun babasına seslendiğini, kendi diliyle, "Baba, karşıdan bir ışık göründü" dediğine, dili çözülerek konuşmaya başladığına şahit olmuşlar. '46 ŞEMMAS PİR'İN AYAĞI: Ağılcık (Tuğut) köyünde bulunan bu adak yeri Şemmas Pir'e ait bir düşektir. Adak yeri köyün alt tarafındadır. Kesme taşlardan yapılmış küçük bir köy damıdır. Kutsal günlerde ve gecelerde mum yakılır. Buraya daha çok ruh ve sinir hastaları getirilir. Adak yerinde bulunanlara lokma dağıtılır. Üzüm, leblebi, şeker... gibi yiyecek maddeleri ziyaretçiler tarafından yenir. Hasta sahiplerine de; -Lokmanız kabul olsun (Dileğiniz yerine gelsin, hastanız şifa bulsun) denir. Yöre halkı, bir savaş sırasında Şemmas Pirin bu civarda ayağını yitirdiğine inanır. Yine inanışa göre kesilen ayak buraya gömülür. Ağılcık köyündeki bu adak yeri Duruköy'deki Şemmas Pir yatırı gibi hürmet görür. İnanışlar: Kaynak Şahıs Ç.Kuş bana şunları anlattı: "Dedem her yıl Şemmas Pir Ayağına kurban götürürdü. Otuz yedi yıl devamlı götürdü. Sevabıçok olsun diye de adak yerine yalınayak giderdi. Benim bir yakınım vardı... Zaman zaman "Beni boğuyorlar" diye bağırırdı... Biz de onu adak yerine götürmeye karar verdik. Mercan Pınarı mevkiinde o hastalık gene tuttu, düşüp bayıldı. Ayıkınca yola devam ettik, Şemmas Pirin Ayağı'na geldik. Hastayı adak yerine yatırdık. Sabaha kadar uyudu. Sabah olunca adağımızı adayıp köye doğru yola çıktık. Yakınımız, Mercan Pınarı'na gelince tekrar bayıldı. Ayıkınca yola devam ettik ve köye geldik. O gece Şemmas Pir, köy sakinlerinden birinin rüyasına giriyor, ona "O kız iyileşti, daha birşey olmayacak" diyor. 1987 yılında geçen bu olaydan sonra kız çocuğu bir daha bayılmadı. Dedem de adak olarak o yıl otuz sekizinci kurbanını kesti..." (C.Kuş) Menkıbe: "Ademin birinin çocuğu olmuyor. Mercan Pınarı'nın orada adamın birine rastlıyor. Hiçbirşey söylemeden adamı takip ediyor. Şemmas Pir'e kadar gidiyorlar. Şemmas Pir'de bir grup ermişoturuvor. İçinde Şemmas Pir de var. Onlar elleri kavuşmuş bir halde ayakta bekliyorlar. Şemmas Pir, köylüyü getiren adama soruyor:. -Bu adam niçin arkana takılıp geldi? -Ya Pir'im, adamın çocuğu olmuyor, bizden bir çocuk ister
|